Yoran

YORAN GÖÇMENLERE YURT OLDU

 

Yoran, Yunan işgalinden 7 Eylül 1920'de kurtulmuştur. 1924 yılına kdar da boş kalmıştır. 

Kurtuluş Şavaşı Lozan Anlaşması'nın imzalanmasıyla birlikte sona ermiş. Anlaşma gereği, İstanbul dışında Anadolu'daki Rumların Yunanistan'a, Batı Tırakya dışına, Yunanistan'daki Türklerin ise Anadolu'ya taşınması Lozan Anlaşması'nda yer almıştır. ''Mübadele'' adı verilen bu uygulama doğrultusunda, Rumlar'dan boşalan Yoran Köyü'ne 14 Mart 1924 yılında Yunanistan'ın Bulgaristan sınırına yakın Selanik kentinin, kavala kasabasının Pruvuşta bucağına bağlı; KUÇLAR (KOÇKAR), DEVEKIRAN, KONYAR, PODAVİŞ, DEMİRLİ, köylerinden, KARDEŞ VAPURU ile gelen muhacirler yerleştirilmiştir. Yunanistan'dan gelen muhacirlerin dışına Yoran'da iki hane Makedon ya göçmeni, bir tane Arnavut ve bir hanede Dersim isyanı sonrasın da yöreye sürülmüş Kürt bulunmakta idi.

1930'lu ve 1940'lı yıllarda yine Yöreye yerleştirilen muhacirler olduğu bilinmektedir. Kuçkar Köyü'nden gelenlere ''Pomak'' denilmektedir. Pomaklar inancını kaybetmemiş, fakat dilleri ağırlıklı Bulgarca karışımıyla farklı bir yapı kazanmış Türkler'dir. 1940'lı yıllarda gelen göçmenler Bulgaristan'dan geldiği için ''BULGAR MUHACİRİ'' olarak adlandırılır. Bulgar Muhacirleri'nin yanı sıra diğer bazı Balkan ülkelerinden ve Girit'ten de gelen göçmenler Yoran'a yerleşmiştir. 1940'lı yıllarda gelen göçmenler, Apollon Tapınağı'nın arkasında iskan edilmiş, fakat büyük çoğunluğu, iklime ve arazi koşullarına ayak uydurmadıkları için, buradaki yerlerini satarak ilçe dışına taşınmıştır. Yoran'da yerleşimin artmasıyla birlikte yöredeki Yörüklerden de göçebe hayatı bırakıp, Yoran'a yerleşenler olmuştur.

İLK YILLARDA GÜNDELİK YAŞAM

Yoran'a ilk gelen muhacirler içerisinde yer alan Hüseyin Oğuz ve Hüseyin Tezel Şummu'da ortaokul düzeyinde eğitim gördükleri için, Oğus Öğretmen, Tezel Apollon Tapınağı'na Bekçi olarak görevlendirilir. Daha sonraları vekil öğrenmenlerle süren eğitim, bugün halen Cumhuriyet ilköğretim okulu olarak kullanılan binada gerçekleştirilmiştir. 1946 yılında, kireç ocağında çalışmak için Yoran'a gelen ve okul binasında yatıp kalkan işçilerin ihmali sonucu yangın çıkmış, büyük oranda tahrip olan bina aslında uygun olarak yeniden yapılmıştır.

Yoran Köyü'ne yerleşen muhacirler, köyün Rumlar'dan kalan ismini sürdürmüştür. Yoran isminin kökeni tam olarak bilinmemekle birlikte, sahilden gittikçe yükselen dalgalı arazi yapısı, uzun yıllar, tütüncülük Başta olmak üzere tarımla geçimini sağlayan köylüler için kıraç ve kurak iklimle birlikte evlerine ulaşmayı '' Yorucu'' Kıldığı için Yoran ismi kabul görülmüştür. Yöre halkının Apollon Tapınağı'na ''Hisar'' adını vermesi sebebiyle, günümüzde Yoran Köyü'nün bulunduğu alan, yani Apollon Tapınağı'nın çevresi ''Hisar Mahallesi'' olarak adlandırılır.

Yoran'ın çevresi geçmişte yeşil doku olarak günümüzden oldukça zengindi. Başta Harnup (keçiboynuzu) ve Badem ağaçları olmak üzere pekçok ağaçlık alanın mevcut olduğu, yaşlılar tarafından anlatılmakta, bu yeşil dokunun yangınlarla ve tarım arazisi açmak amacıyla tahrip edildiği bilinmektedir. Günümüzde Didim merkezinin iki koruluğundan birisi olan Tavşanburnu (Orman Kampı) mevkiinin, geçmişte en sıradan alan olduğu ve büyük yiyecek sıkıntısının yaşandığı 2.Dünya Savaşı yıllarında, özellikle çocukların yöredeki ağaçların yemişleriyle yaşamda kaldıkları yaşlılar tarafından dillendirilmiştir. Yine bu yıllarda savaşa giren Yunanistan'da çok daha zorlu günlerin yaşandığı ve pek çok Yunanlı'nın teknelerle Yoran kıyılarına çıkarak, tarlalarda köylülere yiyecek karşılığı yardım ettiği bilinmektedir.

Yoran'ın başlıca geçim kaynağı olan tarımsal faaliyetler, bölgenin kurak ikliminden ve yeterli akarsu Kaynaklarının olmayışından kaynaklanan, oldukça çetin koşullarda yapılıyordu. Tarlalar, Apollon Tapınağı'nın efsanesinde de önemli rol oynayan, su kuyularından, ''kırkaç'' adı verilen tahta fıçılarda eşeklerle ve insan gücüyle taşınarak tarlalar sulanıyordu. Elde edilen ürünler, Ali Cunda ve Ali Kavala isimli motorcular tarafından, antik çağlarda da kullanılan Kovale Limanı'ndan teknelerle Kuşadası'na ve oradan da Söke'ye taşınıyordu. Menderes Nehri'nin yağışlarda taşması sonucu Ova geçit vermiyor, sağlık sorunları başta olmak üzere, çeşitli nedenlerle Söke'ye gitmek gerektiğinde yılın büyük çoğunluğunda sallar kullanılıyordu. İlerleyen yıllarda ulaşım aracı olarak ''kaptıkaçtı'' adı verilen Çıtaklı Osman (çağlar)'a ait araç kullanıldı. Köyde ilk kamyonu ise 1947 yılında Berber Hasan (Özden) aldı.

Yine Yoran Köyü'nün ilkleri arasında Mehmet Aydoğan bakkal olarak yer alır. Hacı Mustafa Kafadar da aynı dönemde bakkallığa başlamıştır. Mustafa Kafadar'ın oğlu Murat Kafadar, günümüzde de Hisar Mahallesi'nin Rumlardan kalma evleri arasında, alışılmış olanın dışında '' ne ararsan bulursu derde devanın dışında'' dedirten bakkalını çalıştırmaya devam etmektedir. Yoran'ın bakkallarına Sökeli toptancı Doryanlı Süleyman mal getirirdi. Köyün posta hizmetlerini de Süleyman karşılardı. Askere giden gençler, ailelerine mektup yazdıklarında Süleyman'ın adresine postalar, Süleyman bakkallara mal getirdiğinde mektupları da sahiplerine ulaştırırdı.

Yoran köyü'nün üç tane de kahvehanesi bulunmaktaydı. Hasan Onbaşı'nın (Aşık), Yavaş Ahmet'in ve Yancı Ahmet'in (Kamacı) çalıştırdıkları kahvehaneler, uzun yıllar köylü erkeklerin toplandıkları mekanlar olmuş, bu kahvehanelerden ikisi günümüzde restoranta (Kamacı ve Aşık Restaurant'lar) dönüşmüştür. Üçüncüsü ise günümüzde Apollon Tapınağı'nın giriş gişelerinin olduğu yerde yer almaktaydı ve yıkıldı. O dönemde bir anlamda köy meydanı işlevi gören bu alanda, özellikle tütün hasadını sona erdiği günlerde köyün kimi insanları, meydanda toplanan halka seyirlik oyunlar, sahneler, sosyal yaşama renk ve canlılık kazandırırdı. İbiş Cihan, Yaşar Şimşek, İdris Üstündağ, Hüseyin Kurt tarafından doğaçlama sahnelenen oyunlar, geçmişte yaygın olan köy seyirliklerinin yörede bir yansımasıydı.